Sevdiğimiz birinin acı çekmesine tanıklık etmek, içimizde dayanılması güç bir huzursuzluk yaratır. Onun yaşadığı zorluğu hafifletmek, elimizden gelen her şeyi yapmak isteriz. Bu yardım etme isteği, ilişkilerde bağlılığı ve sevgiyi gösteren önemli bir davranış olsa da, bazen niyetimiz ne kadar iyi olursa olsun sonuçlar düşündüğümüz gibi olmayabilir. Özellikle karmaşık ve hassas sorunlarda, iyi niyetli müdahaleler ters tepebilir.

Avustralya’da insomnia (uykusuzluk) problemi yaşayan insanlar ve partnerleri arasındaki ilişkiye dair bir çalışma yapıldı. Araştırmacılar, uykusuzluk problemi yaşayan birine yardım etmeye çalışmanın genellikle kişinin uyku problemini daha da kötüleştirdiğini keşfetti.

Araştırmanın sonuçlarına göre partnerler aslında birbirine yardım etmek amacıyla yaklaşsalar da kişilere, işlevsiz uyku tavsiyeleri vermekle kalmıyor, uyku sorunu yaşayan kişilerin, uyku ve çalışma programlarını değiştirmeye çalışarak, kaygı seviyelerinin de artmasına sebep oluyorlardı. 

uykusuzluk


Partnerlerin verdiği en kötü tavsiye olarak; uyku problemi yaşayan kişiye “erken yatıp geç kalkmasının söylenmesi” belirtiliyor.

Bu öneri, uyku uzmanlarının önerileriyle çelişmektedir. Uyku uzmanları, kişilere yorgun hissettiklerinde yatmalarını ve her gün aynı saatte kalkmalarını öneriyor. Maalesef ki, çalışmaya katılanlardan sadece %74’lük bir kısım bu davranışı gerçekleştirebildi. Kafein, alkol ve şekerleme de partnerlerin uyku problemi yaşayan kişilere verdiği kötü çözüm önerileri arasında yer alıyor. 

İyi niyetle verilen her destek, mutlaka faydalı olacak diye bir kural yok. Bazen en büyük yardım, doğrudan bir çözüm önermek değil, uzman yardımı almaya teşvik etmek ve sadece dinleyici olmaktır. Uykusuzluk gibi hassas bir konuda destek olmak istiyorsak, sevdiğimiz kişinin yanında olmak, empati kurmak ve bilimsel yaklaşımlara güvenmek çok daha etkili olabilir. Çünkü bazı sorunlar, yalnızca “iyi niyet” ile değil, doğru bilgi ve profesyonel destekle çözülür.

Kln. Psk. Meltem Kaplan

Tüm Yazıları >>