Beynimiz her an bir yorum ve değerlendirme yapan ya da bir “gerçeklik” algısı oluşturan bir üretim merkezidir. Bilişsel Davranışçı Terapinin odak noktası ise düşüncelerdir.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)’ye göre bir kişi düşünme biçiminde sık sık sistematik yanlışlıklar ve çarpıtmalar yapar. Psikolojide, bu tür hatalı düşünce biçimlerine “düşünce hataları” denir. Bu hatalar genellikle bireyin dünya hakkında karamsar, aşırı genelleyici veya yanıltıcı bir bakış açısı geliştirmesine yol açar. İnsanın, olayları ya da durumları olduğu gibi görmemesi ise duygusal durumlarını ve davranışlarını derinden etkileyebilir.
Örneğin, sürekli olumsuz düşüncelerle meşgul olmak, kaygı, depresyon ve stres gibi psikolojik sorunlara yol açabilir. Ayrıca kişide, özgüven eksikliğine, düşük benlik saygısına ve olumsuz davranış kalıplarına neden olabilir.

Yaygın Düşünce Hataları:

Aşırı genelleme:

Bir tek olumsuz deneyimi, tüm yaşamına ya da geleceğine yansıtmaktır. Örneğin, bir iş görüşmesinde başarısız olduktan sonra “Ben başarısız biriyim” düşüncesi geçebilir. Bu, kişinin kendini ya da olayları olumsuz bir şekilde değerlendirmesine yol açar.

Felaketleştirme:

Daha olası sonuçlar dikkate alınmaz ve gelecek olumsuz şekilde öngörülür. Örneğin, “Eğer bu işi kaybedersem, her şey sona erer ve hayatım mahvolur” şeklinde düşünmek, kişinin olayı aşırı felaketleştirdiğini gösterir.

Zihinsel filtreleme:

Resmin bütünü görülmez, sadece olumsuz yönlere odaklanılır. Örneğin kişi, bir sunumda birkaç hata yaptıktan sonra “Her şey berbat oldu” diye düşünebilir. Küçük hatalar zihinsel filtreyle ön plana çıkar.

Ya hep ya hiç düşüncesi:

Durumları değerlendirme bir süreklilik değil, iki farklı kutup içerir. Örneğin kişi, “Eğer bu projede en iyi olamazsam, o zaman tamamen başarısızım” diyebilir. Bu örnekteki gibi bir düşünce, kişinin başarısızlık korkusunu artırarak ulaşılabilir olmayan hedefler koymasına yol açabilir.

‘Gereklilik’ ve ‘Zorunluluk’ yargıları (-meli, -malı):

Bir şeylerin nasıl olması gerektiğiyle ilgili net düşünceleri içerir. Kişinin kendisinden veya bir başkasından beklentileri vardır ve durumlarla ilgili fikirleri net, sabit ve kesindir. Örneğin kişi, “Yaptığım şey korkunçtu. Her zaman en iyimi yapmalıydım” diye düşünebilir.

Etiketleme:

Gerçekçi bir değerlendirme olmaksızın hızlıca kişinin kendini veya diğerlerini etiketlemesidir. Örneğin, “Ben tam bir başarısızım” veya “Ben her zaman kötü bir insanım” gibi kalıp yargılarla düşünmek, kişinin kendini dar bir perspektiften görmesine neden olabilir. Bu tür etiketlemeler, kişinin kendine olan bakış açısını kısıtlar ve negatif bir kimlik algısı oluşturur.

Duygusal muhakeme:

Duygusal deneyimleri, gerçeklik olarak kabul etmektir. Bu tür düşünceler, duyguların her zaman gerçekliği yansıtmadığını yok sayarak, hissettiklerini gerçeklik olarak algılamaya yol açar.

Kişiselleştirme:

Başkalarının davranışlarını ya da olayları bireyin kendisiyle ilişkilendirmesidir. Örneğin kişi, bir arkadaşının ona soğuk davranmasını “Ben bir şeyleri yanlış yaptığım için böyle davranmış olmalı” diye yorumlayabilir.

Akıl okuma:

Diğerlerinin ne düşündüğünü bildiğine inanmaktır. Örneğin, “Bu işle ilgili hiçbir şey bilmediğimi düşünüyor” diyen bir kişi, aslında o kişinin düşüncelerini bilmediği bir durumda olmasına karşın, bildiğine inanmaktadır.

Sonuç: Düşünce Hatalarını Fark Et, Hayatını Değiştir!

Düşünceler, bizim yaşadığımız dünyanın lensleridir. Eğer bu lensler yanlışsa, dünyamız da çarpık görünebilir. Düşünce hatalarını fark etmek, hem bireysel anlamda hem de psikolojik iyileşme açısından çok değerli bir adımdır. Bilişsel Davranışçı Terapi bu yolculukta bize rehberlik eder, daha sağlıklı bir zihin yapısı geliştirmemize yardımcı olur.
Kendinize ve düşüncelerinize karşı daha bilinçli ve dikkatli yaklaşmak, yaşamınızda büyük değişimlere yol açabilir.

Unutmayın, düşünceleriniz yalnızca düşüncedir.

Kln. Psk. Gizem Yelekçi

Tüm Yazıları >>