Göçmen psikolojisi, bireylerin kendi ülkelerinden uzakta yaşama deneyimlerine dayanır ve bu deneyimler genellikle birey üzerinde derin etkiler bırakır. Bu bireyler farklı kültürler, diller ve alışkanlıklarla karşılaştıkça bir dizi duygusal, sosyal ve psikolojik zorlukla karşı karşıya kalırlar.

Göç Sürecinde Geçilen Aşamalar Şu Şekildedir: Öngörü, Kültür Şoku, Uyum, Kimlik Arayışı, Sosyal Entegrasyon, Bağlanma ve Kabul.

Kültür şoku, göçmenlerin yeni bir ortama uyum sağlamaya çalıştığı durumu tanımlar. Yeni bir dile, geleneklere ve normlara uyum sağlama çabaları, bireylerin kimliğiyle ilgili karmaşık duygusal durumlar yaratır. Bu süreçte, kendi kültüründen uzak olan bir birey öz saygısını, aidiyet duygusunu ve özgüvenini kaybedebilir.

Göçmenler, hem doğup büyüdükleri ülkeye hem de yaşadıkları yeni yere ait olma duygusu arasında bir çatışma yaşayabilirler. İki kültür arasında sıkışıp kalmak onlar için psikolojik gerginlik yaratabilir (Derin, 2020; Ilgar, 2015).

Göçmenlerin Yaşadığı En Büyük Sorunlar;

  •  Kültürel yalnızlık,
  •  Etnik ayrımcılık,
  •  Dil sorunları,
  •  Ekonomik sorunlar,
  •  Yeni yaşam biçimine ayak uydurmaya çalışmaktır.

Göçmenler için müdahale planlarken, sağlık profesyonelleri öncelikle kültürel farklılıkları hesaba katmalı ve göçün getirdiği sosyal ve ekonomik değişkenleri, yaşam tarzlarını, inanç ve değer sistemlerini değerlendirmelidir (Ahijevych & Bernhard, 1994).

Psikanalitik Perspektiften Göç:

Psikanalitik yaklaşıma göre, göçmenin güvensizliği onu çaresiz hissettirir ve uygun fırsatları bile etkili bir şekilde kullanmasını engeller. Göçmen, diğer insanlar gibi olma arzusu hissederken, diğer yandan yeni kültür tarafından yok edileceğinden korkar ve kimliğini korumak ister. Bu çatışmalar göçmende yabancılaşmaya ve duygusal karmaşaya neden olur (Grinberg ve Grinberg, 1999).

Yalnızlık ve yabancılaşma duyguları kaygıyı ve depresif belirtileri artırır ve sonrasında uykusuzluk, iştahsızlık, hazımsızlık, kronik ağrı ve baş ağrısı gibi şikayetlere yol açabilir (Ekşi, 2002).

Göçmene psikolojik destek sağlayacak terapist;

Terapist göçmenin geldiği kültürü ve şu anda yaşadığı kültürün tüm özelliklerini bilmelidir. Bu kültürlerin sosyal özelliklerini bilmeli ve ardından göçmenin kişisel özelliklerini, algı düzeyini, yorumlarını ve faaliyetlerini öğrenmelidir (İçduygu & Ünalan, 1998).

Terapist öncelikle psikolojik krizi başlatan olayı belirlemeli, ardından danışanın kriz hakkındaki duygularını ortaya çıkarmasını sağlamalıdır. Terapist daha sonra danışanın krizle nasıl başa çıkmaya çalıştığını araştırmalı ve danışanın hastaneye yatırılıp yatırılmaması gerektiğine karar vermelidir. Danışanın krizi çözmek için ne yapabileceğini ve neden kriz yaşadığını açıklaması önemlidir. Sürecin sonunda terapistin danışana terapotik sürecin başarılı bir şekilde tamamlanması için uygun davranışları öğretmesi çok önemlidir (Ersever, 1996).

Psikososyal destek hizmetlerinde (Psikoterapi tercümanlığı) tercümanların rolü ve önemi:

İki dilli terapistlerin göçmenlerle terapi sağlaması ideal olsa da bu tür terapistleri bulmak zordur. Bu nedenle psikoterapi seanslarına bir tercümanın yardımıyla devam etmek zorunludur ( Nuč, 2006 ).

Çevirmenin diller arası aktarım ve psikoterapinin nasıl işlediği ve psikoterapi süreçlerinin neler olduğu konusunda iyi bir bilgiye sahip olması gerekir (Salman, 2007). Psikoterapistin tercümanla nasıl çalışacağı ve işbirliği yapacağı konusunda bilgi sahibi olması gerekir. Ancak işbirliği yaparken rol karmaşasına yol açmamalıdır. Rollerin karışması, özellikle mülteci tercümanlığında yaygın bir durumdur. Bir mülteci veya göçmenin, kendi dilini ve kültürünü bilen ve onunla daha yakın bir bağ kuran bir tercümana kendini yakın hissettiği gözlemlenebilir (Slapp, 2004; Salman, 2007).

göçmen psikolojisi

Bu durum terapistin gölgede kalmasına ve terapi sürecinin aksamasına neden olur. Bu nedenle tercüman sınırlarını iyi bilmeli ve rolleri karıştırmamak için gerekeni yapmalıdır. Göçmen bir grupla çalışırken, tercüman tecavüz ve işkence dolu çok dramatik, acı dolu hikayelerle karşı karşıya kalabilir. Tercümanın aşırı empati kurması, danışanın psikolojik ve fiziksel karar alma süreçlerini de etkileyebilir (Kahraman, 2010).

Benzer bir hikayesi varsa, bu tercümanı psikolojik olarak olumsuz etkileyebilir. Tercümanın süreç boyunca mesafeli ve tarafsız kalma yeteneğini etkileyebilir ve profesyonelce hareket etmesini zorlaştırabilir (Haenel, 2016).

Danışanın farklı bir kültürden olması, özel hikayelerinin bazılarını karşı cinse anlatırken tereddüt ve utanca neden olabilir. Bu nedenle danışan, terapistin ve tercümanın cinsiyet tercihini önceden belirtebilir. Danışanın terapiste ve tercümana güvenmesi de çok önemlidir. Terapinin başarısı için, ağır travmalarını ve çok özel bilgilerini kolayca paylaşabilmesi için gizlilik konusunda endişe etmemesi önemlidir.

Terapist ve tercüman terapiden önce mutlaka bir araya gelmelidir. Terapide önemli olabilecek konuların önceden tartışılması hem terapi hem de çeviri etkinliği açısından önemlidir. Tercüman, terapist tarafından danışan hakkında bilgilendirilmelidir. Terapist, tercümana terapi yöntemini açıklamalı ve tercümana izlenecek plan, yöntem, konuşma hızı ve süresi hakkında detaylı bilgi vermelidir (Nuč, 2006).

Tercüman ve terapistin terapiden sonra yapacağı görüşme de çok önemlidir. Terapi sürecinde iletişimin nasıl olduğu, çeviri sürecinde yaşanan sorunların neler olduğu, danışanın beden dilinin nasıl olduğu, tekrarladığı kelimeler olup olmadığı gibi genel bir değerlendirme yapmak, sonraki görüşmelerin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi açısından çok önemlidir.

Tercüman danışmandan çok etkilenirse bunu terapistle paylaşabilir ve bunun üstesinden nasıl gelineceğini öğrenebilir ve aralarında iyi bir terapötik bağ geliştirebilirler. Tercüman bağı, terapist ve tercümanın iş birliğini sürdürmesi açısından önemlidir (Şan, 2016).

Psk. Esma Karagöz

Tüm Yazıları >>

KAYNAKÇA:

  • Ahijevych, K., & Bernhard, L. (1994). Health-promoting behaviors of African American women. Nursing research43(2), 86-89.
  • Derin, G. (2020). Travma ve göç: Bir gözden geçirme. Artuklu İnsan ve Toplum Bilim Dergisi5(2), 46-55.
  • Ekşi, A. (2002). Sığınmacı ve göçmelerde psikopatoloji. Türk Psikiyatri Dergisi,13(3), 215-221.
  • Ersever, O.G. (1996). İntihar krizinde müdahale. Kriz Dergisi, 4(1), 67-69.
  • Grinberg, L. and Grinberg, R. (1999). Psychoanalytic perspectives on migration. Psychoanalysis and Culture. A Kleinien Perspective. Bell D (Ed). Tavistock Clinic Series. s. 154-170.
  • Haenel, F. (2016). Zum Einsatz von Dolmetschern in der psychiatrisch-psychotherapeutischen Versorgung von Geflüchteten. In ASU – Zeitschrift für medizinische Prävention, 51 (12). s. 836- 838.
  • İçduygu, A. ve Ünalan, T. (1998). Türkiye’de iç göç: sorunsal alanları ve araştırma yöntemleri. İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları.
  • Kahraman, R. (2010). Göç ve Çeviri: İltica Başvurularında Sözlü Çeviri Uygulamaları ve Toplum Çevirmeninin Rolü (Doktora Tezi), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.
  • Salman, R. (2007). Gemeindedolmetscherdienste als Beitrag zur Integration von Migranten in das regionale Sozial- und Gesundheitswesen – das Modell des Ethno-Medizinischen Zentrums. In Gesundheit und Integration – Ein Handbuch für Modelle guter Praxis (Hrsg.), Die Beauftragte der Bundesregierung für Migration, Flüchtlinge, und Integration (s. 246-256). Bonn.
  • Slapp, M. A. (2004). Community Interpreting in Deutschland: Gegenwärtige Situation und Perspektiven für die Zukunft. (1.bs.). München: Martin Meidenbauer Verlagsbuchhandlung.
  • Nuč, A. (2006). Wenn Welten aufeinander treffen… Dolmetschen in der Psychotherapie. In Grbič, N. & Pöllabauer, S. (Eds.) „Ich habe mich ganz peinlich gefühlt.“ Forschung zum Kommunaldolmetschen in Osterreich: Problemstellungen, Perspektiven und Potenziale (s. 261- 296). Graz: GTS – Graz Translation Studies 10.
  • Şan, F. (2021). Psikoterapi çevirmenliği: Psikososyal destek hizmetlerinde çevirmenin rolü ve önemi. RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, (23), 1027-1041.